SOTHEBY’S

14 Mart 2014 16:33

Ahmet Ali, Still Life

Türkiye’nin ve Avrupa’nın önde gelen sanatçıları tarafından yapılmış Türkiye manzaraları, Sotheby’s’in 8 Nisan 2014’de Londra’da düzenleyeceği Oryantalist Eserler Müzayedesi’nde satışa çıkacak

Sotheby’s, Oryantalist ve İslam Eserleri Haftası kapsamında 8 Nisan 2014’de Londra’da, Şevket Dağ, Ahmet Ali ve Carlo Bossoli gibi ünlü Türk ve Avrupalı ressamların Türk temalı eserlerini içeren bir Oryantalist Müzayedesi düzenleyecek. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye, yüzyıllar boyunca Batılı sanatçıların ilgisini çekmiştir. 18. yüzyıldan itibaren Batılı ülkelerin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki elçiliklerine ve temsilciliklerine bağlı resmi ressamlar, yerel manzaraları, giysileri ve diplomatik görüşmeleri kayda geçirmeye başlamışlar, böylece Batı sanatında Oryantalizm adı verilen yepyeni bir tarzın doğmasına neden olmuşlardır. 19. yüzyıldaki gelişmelere paralel olarak, Ahmet Ali gibi Türk ressamlar da, resmettikleri konuları yeni biçimlerde ele alan bu Batılı resim tarzını benimsemişlerdir.

Sotheby’s’te Oryantalist Resimler bölümünün başında olan Claude Piening, “Oryantalist eserler ilk yapıldıklarında, Batılıların tüketimine yönelik eserlerdi. Bu eserlere duyulan ilginin, eserlerde betimlenen ülkelere doğru kaymış olması ilginç. Türkiye, Kuzey Afrika ve Mısır, Körfez ülkeleri ve genel olarak Orta Doğu’da özel ve kurumsal koleksiyoncuların sayısı giderek artıyor; bu durum, şu anda Oryantalist eser piyasasının bu kadar güçlü olmasına katkıda bulundu.” dedi.

Sotheby’s’in İstanbul ofisinin direktörü Oya Delahaye, “Günümüzün Türk sanatseverleri için 19. yüzyılda Türkiye’de ve Türkiye hakkında yapılmış resimler tarihi bir önem taşıyor; her biri bu ülkenin zengin ve kozmopolit geçmişinin kolektif hatırasıyla bağlantılı. Batılı sanatseverler için bu eserler az ziyaret edilen bir yerin büyüleyici ve egzotik bir görsel kaydı iken, Türk koleksiyoncular bu tarza eserlerin kişisel anlamı nedeniyle değer veriyor.” dedi.

 

Carlo Bossoli’nin (İtalyan, 1815 – 1884) Dolmabahçe Sarayı, Arkada Topkapı adlı eseri (fiyat aralığı 200,000-300,000£, fotoğrafı birinci sayfada), sanatçının bu başkente yaptığı ziyaretler sonucu ürettiği eserlerin en iyilerinden ve en büyüklerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu’nun 31. padişahı olan I. Abdülmecid tarafından yaptırılan ve 1843-1856 yılları arasında inşa edilen Dolmabahçe Sarayı’nı betimlemektedir. Padişah bu iş için, 19. yüzyılda eserleriyle Boğaz’ın iki yakasını süsleyen ünlü Ermeni mimar ailesinin üyeleri olan mimar Garabet Balyan’ı ve oğlu Nigoğayos Balyan’ı görevlendirmiştir. Bu saray yapıldığında Osmanlı İmparatorluğu gerileme dönemindeydi ve padişah, sarayın çok gösterişli olmasını sağlamak için yabancı bankalardan kredi almıştı. Bossoli’nin 1847’de Torino’da yaptığı bu panoramada eski ve yeni unsurlar yan yana kullanılmaktadır; inşaatının ilk aşamaları gösterilen saray, arka planda Haliç kıyısında görünen eski Topkapı sarayını gölgede bırakmaktadır.

Şeker Ahmet Paşa olarak da bilinen Ahmet Ali (1841 – 1906), Osman Hamdi Bey ile birlikte, ülkesinde Fransız akademik resim yapma tarzını benimseyen ve kullanan az sayıda Osmanlı ressamdan biridir. Paris’te (Hamdi Bey’in de öğretmeni olan) Gustave Boulanger ve Jean-Léon Gérôme tarafından eğitilmiş, burada 1869 yılında yağlı boya resimlerinden oluşan bir kişisel sergi açmıştır. 1871’de İstanbul’a dönmüş ve padişahın teşrifat nazırı olmuştur; bu görev nedeniyle, saray için Fransa’dan birçok resim alınmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Hamdi Bey figürlerde uzmanlaşırken, Ahmet Ali doğal dünyaya odaklanmış, meyve ve çiçek içeren natürmortlar, hayvan resimleri ve Türkiye manzaraları yapmıştır. Yaşamı ve resimleri, Tanzimat hareketi sonrasında, Batı kültürünü daha iyi anlamaya ve Doğu ile Batı arasında sanat, moda ve fikir açısından daha çok kültürel alışveriş olmasını sağlamaya çalışan Osmanlı elitinin birçok üyesinin yaşadığı deneyimleri yansıtmaktadır. Ahmet Ali bu amaca ulaşmak için, Hamdi Bey gibi bariz bir Fransız esintisi olan ve Batılı müşteriler için Osmanlıca değil Latin harfleriyle imzaladığı resimlerini kullanmıştır. 1900 yılında yapılan Meyveli Natürmort, 1898-1909 yılları arasında İstanbul’da görevli Fransız Büyükelçisi tarafından satın alınmıştır; fiyat aralığı 100,000-150,000£.

Şevket Dağ’ın  (Türk, 1976 – 1944) Ayasofya, İstanbul adlı eseri (değer aralığı 70,000-100,000£), Türkiye’nin en önemli simgesinin içini göstermektedir. İmparator Konstantios zamanında İ.S. 306’da inşa edilen Ayasofya, 1700 yıllık tarihi boyunca hem dini, hem de mimari açıdan birçok kez değişikliğe uğramıştır. Mevcut bina altıncı yüzyılın ortalarında yapılmıştır; resmi kayıtlara göre, Anadolu ve Suriye’deki tarihi şehirlerden mermer getirmek dahil, bu binanın inşaatında hiçbir masraftan kaçınmayan İmparator Justinianos, Ayasofya için yüzlerce mimar görevlendirmiştir. Fatih Sultan Mehmet 1453’de İstanbul’u fethettikten sonra, Ayasofya cami haline geliştirilmiş ve yaklaşık beş yüz yıl boyunca cami olarak kullanılmıştır. 1935 yılında Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu’nun kararıyla dini amaçlarla kullanılmamaya başlanmış ve müzeye dönüştürülmüştür.

 Germain Fabius Brest (Fransız, 1823 – 1900), 1855’den 1859’a kadar Anadolu’da yaşamış ve bir dizi resimle İstanbul manzaralarını, çevredeki kırsal bölgeleri ve Karadeniz sahillerini kayda geçirmiştir. Boğaz’da Üsküdar Yakınlarında Balıkçılar, Arkada Selimiye Kışlası adlı eseri (değer aralığı 60,000-80,000£), 1854-56 Kırım Savaşı sırasında İngiliz ordusunun kullandığı ünlü kışlayı betimler.

 Louis-Emile Pinel de Grandchamp (Fransız, 1831 – 1894) tarafından yapılan Nusretiye Cami, daha sonra mimarlardan oluşan bir hanedan kuran Kirkor Balyan’ın 1820’li yıllarda yaptığı camiyi betimler. Camiden çok büyük bir köşke benzeyen ve Barok tarzı olan bu süslü bina Boğaz’da Selimiye Kışlası’nın karşısındadır. (değer aralığı 50,000-70,000£)

Amadeo Preziosi’nin (İtalyan, 1782 – 1882) Tophane Çeşmesi’nde, Konstantinopolis adlı eserinin arka planında, İtalyan kökenli kaptan-ı derya Kılıç Ali Paşa’nın adını taşıyan cami görünür. Cami, Beyoğlu ilçesinin Tophane bölgesinde bulunan ve Mimar Sinan tarafından 1580-1587 yılları arasında tasarlanan ve yapılan, medrese, hamam, türbe ve çeşme içeren külliyenin bir parçasıdır. Preziosi’nin suluboya, guaj boya ve kurşun kalem kullanarak yaptığı bu resimde, Tophane çeşmesinin bütün detayları ve kabartma çiçek desenleriyle bezeli duvarları görülmektedir. (değer aralığı 30,000-40,000£)

Stanislaw Chlebowski’nin (Polonyalı, 1835 – 1884) Saray Muhafızı adlı eserinde Osmanlı kültürü hakkında derin bir bilgi ve hassasiyet gözlemlenmektedir. Elinde bir asa ve yatağanı olan Çerkez bir muhafız bir sarayın, büyük olasılıkla padişahın sarayı olan Topkapı Sarayı’nın kapılarının birinin önünde durmaktadır; kapının üzerinde padişahın oymalı, yaldızlı tuğrası görülmektedir. (değer aralığı 30,000-50,000£)

Ippolito Caffi (İtalyan, 1809 – 1866) tarafından yapılan ve altta görülen Fatima Di Smirne adlı eser, 1839 yılında Avusturyalı ressam Friedrich von Amerling tarafından yapılan ve Caffi’nin muhtemelen o dönemde yapılan çok sayıdaki baskıdan aşina olduğu bir resmin kopyasıdır. Bu eserin ilham kaynağı hiç kuşkusuz, Caffi’nin Konstantinopolis’e 1843’te yaptığı ilk ve tek seyahattir ve bu resmi, büyük olasılıkla bu seyahat sırasında yapmıştır. (değer aralığı 40,000-60,000£)

Carlo Bossoli tarafından 1855 yılında yapılan Chersonesus Harabeleri, Kırım adlı eser, Kırım Yarımadası’nın güney batı kıyısında M.Ö. 6. yüzyılda kurulan tarihi bir Yunan kolonisini betimler.  19. yüzyıla gelindiğinde bu bölge Rus İmparatorluğu topraklarında olmasına rağmen, bu bölge 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Osmanlı yönetiminde olduğu için, büyük bir Türk nüfusu barındırmaktaydı. (değer aralığı 25,000-35,000£).

MÜZAYEDE

Related Posts

Comments are closed.

« »