SAAT ENDÜSTRİSİNİN ENERJİK ÇOCUKLARI “BAĞIMSIZ SAAT MARKALARI”

4 Temmuz 2017 15:37

Hazırlayan: Günay Demirbağ

Kulağa “İğne ile kuyu kazmak” gibi gelebilir ama bağımsız marka sahiplerinin o iğne ile gerçekleştirdikleri hayran bırakan tasarımları saatçiliğin saç ayaklarından biri oldu. Özellikle de akrep ve yelkovan haricinde saatinizi okuyabileceğiniz, heyecan veren ve şaşırtan farklı unsurlar arıyorsanız…

Bazıları geleneksel yapıyı korudu, bazıları ise yenilikçi olma yolunu seçti;  bunlara eklenen sanatçılık yanlarının ağır basması ile çıta bir hayli yükseldi. Çünkü ürettikleri modeller şimdiye kadar yapılanlara benzemiyordu. Çoğu, yeni teknoloji ve materyaller kullanarak limitli modeller üretiyor. Bu özelliklerin tümü onları bir gruba ait olan markalardan ayırıyor.

Köklü ve büyük saat pazarı içerisinde var olan bağımsız markalar, son birkaç yıldır sektörün yenilikçi yüzünü şekillendiriyor. “Geleneksel Pazar” da edindikleri yer, tasarım – materyal yenilikleri, icat düzeyinde teknoloji kullanımları, onları günümüz ve gelecek pazarın değişmez elemanı yapıyor. Özellikle lüks segmentteki markaların işleri burada yer alan büyük oyuncular nedeniyle daha zor bir hal alıyor. Rolex, TAG Heuer, Omega, Patek Philippe, Hublot gibi markalar ve güçlü gruplar karşısında ayrı bir duruş sergilemek ve kendilerini tam olarak anlatabilmek zorundalar. İlk bakışta yel değirmenlerine karşı savaşa benzese de, markaların ciddi miktarlarda hayranlarının oluşması, saat pazarında daha önce fark edilmeyen büyük bir eksikliği sessizce doldurmaları, vazgeçilmez hatta destek alınması gereken ustalar olarak görülmelerini sağladı.

Saat endüstrisinin yaramaz çocukları

Onlar, endüstrinin çılgın birkaç çocuğu gibiler. Çünkü koca fabrikalar, departmanlar dolusu insanlardan oluşmuyorlar. Her biri birkaç kişi; çoğu üretimci ve tasarımcı. Genç, dinamik ve en önemlisi akıllarındakini rahatlıkla uygulayacak hareket bağımsızlığı ve esnekliğine sahipler. O yüzden de düşündüklerini kafalarında planlayıp hayata geçirebiliyorlar. Bağımsız markaların en önemli özelliklerinden biri bu; çılgın bir fikirleri mi var, daha konuşurken uygulama aşaması başlıyor.

Ayrıca, bağımsız markaların sahiplerine ulaşmak için hiçbir güçlük çekmezsiniz. Bir e-posta ya da bir telefon kadar uzaktalar. Hatta herhangi biri ile katıldıkları sergilerde tanışıp, sohbet ederseniz “kanka” bile olabilirsiniz. Bütün bunlardan sonra saat dünyasının başka bir boyutuna geçiş yaparsınız; onun da adı “Tutku” .

En büyük yatırımları zanaatları

Mekanizmaları ve modellerini o kadar heyecanlı anlatırlar ki saatin içerisinde yer alan her bir parçanın yaşadığını hissedersiniz. Başka türlüsü mümkün değil; yaratıcısı elinde modeli ile yanı başınızda duruyor ve tüm samimiyeti ile büyük tutkularını, zanaatının yaratım sürecini anlatıyor.

Tüm matematik, mühendislik, işçilik ve tasarım harikalarını zaman makinası haline getirip bileklere taşıyanlar karşısında artık şapka çıkarıldığını açık olarak görüyoruz.

Onlar, markalarının ustaları, tasarımcıları, mali ve iletişim sorumluları, kısacası her şeyleri. Daha çok saatlerin üretiminden heyecan duyuyorlar ve tanıtımı daha kısıtlı bir bütçe ile ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden yürütüyorlar. Markalarını geliştirirken özellikle teknik kısmına odaklanıp yatırım yapıyorlar. Bağımsız saatçileri takip etmenin en hoş yanı,  her an büyük yeniliklerle, düşünemeyeceğiniz farklılıkları bileklerinize taşıyabilmeleri.

 

MB&F

Maximilian Brüsser,  2005 yılında MB&F’i kurduğunda zaten saat endüstrisinin içerisinde yıllarca çalışmıştı. Klasik saat şekillerinden çok biomorfik formda hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel çizgilere yer verdiği tasarımları, ilk ürünün tanıtımından itibaren herkesi adeta büyüledi. Saat meraklılarının kafasında yer alan tüm tabuları yıktı; büyük bir cesaret ile zaman ölçüm makinelerini yeniden tasarladı ve bir saat kasasında, farklı şekiller barındıran mekanizmaların varoluşlarını göstererek, yeniliklerin ilk sağlam adımlarını attı. Saat endüstrisine kazandırdığı farklı açı ile dikkatleri modellerinin üzerine topladı. Ayrıca, tasarım atölyelerinde zaman makinası dışında yaptıkları çalışmalar hem lüks hem de ayrıcalıklı olma özelliğini güçlendirdi. Maximilian Brüsser ve arkadaşlarının yaratımları, sadece şekil olarak değil birçok konuda zihinleri zorlayıcı çalışmalar ile ilerliyor. Markanın İletişim sorumlusu dostumuz Chariss Yadigaroglu yanıtladı sorularımız;

Niçin Bağımsız Saatçiliği tercih ettiniz?

Sadece bir kelimeyle belirteyim: Özgürlük.

Her aşamada; yaratma özgürlüğü, modayı göz ardı etme özgürlüğü, ortağını seçme özgürlüğü, dilediğin gibi iş yapma özgürlüğü…

Bağımsız olmanın olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Biraz öncede bahsettiğim gibi en önemli özelliği istediğin gibi özgür olmak. Olumsuz yönü ise; çok çalışmanız gerekiyor, yüksek risk, az ‘rahat’, az kaynak. Bunlar özgürlük için ödenmesi gereken bedeller ancak benim için buna değer.

En çok ses getiren mekanizmanız hangisi?

Bizim ilk zaman mekanizmamız Horological Machine No.1 (HN1) adıyla 2007 yılında tanıtıldı. Çılgın bir parça olarak nitelendirildi. Halen de her yeni parçayı tanıttığımızda  ‘çılgın’ olarak nitelendiriyoruz. Bizim en çılgın parçalarımız, alışılmadık şekli ve mekanizma mühendisliği nedeniyle HM4 ‘Thunderbolt’ ve HM6 ‘Space Pirate idi. Daha klasik tarafta, Legacy Machine Perpetual sonsuz takvim komplikasyonunda nefes kesici bir model oldu.

 

 

CHRISTOPHE CLARET

Christophe Claret, 1962 Lyon doğumlu bir saatçi. Saatçilik eğitiminden sonra Neuchatel dağlık bölgede 1989 yılında standart dışı, mükemmel horolojik mekanizmaları yaratmak amacıyla “kesintisiz duygular” mottosu ile kuruldu. Bu yoldan asla taviz vermeyerek mükemmel modeller üretti.

Oyunbaz tasarımları ile endüstriye hareket kazandırdığı gibi, saat yapımcılığına daha farklı bakış açısı katan markalardan biri Christophe Claret. Her mekanizması ayrı bir yapı içeriyor. X-TREM 1’in kasasının içerisinde saat ve dakikaları göstermek için mekanik bağlantılar yerine başa dönümlü manyetik alanlar kullanıyor. Claret ayrıca dakika tekrarı komplikasyonunun kralı olarak da görülüyor. İlk saat ve 15 dakika tekrar saatini 1986 yılında yaptı. San Marco dakika tekrarlı saat, kalibre CLA88 ile can buldu.

1997 yılında, kuruluşunun yıl dönümünde, ilk müzikli kol saatini üretti. Antoine Favre’den ilham alınan model 20 dişle, 2 tonda çalan melodiye sahip. Ayrıca Mecca saatini İslam dünyasına ithaf etti.

 

Niçin bağımsız olarak çalışmayı tercih ediyorsunuz?

Yaklaşık olarak 30 yıldır, 65 adet İsviçre saat markası ile yüksek komplikasyonlu mekanizmalar ürettim. 2008 yılında yıllık olarak çalıştığımız 25 marka vardı. Krizden sonra, 10 markaya indirdik.  Mekanizma üretimi işi devam ederken, 2009 yılının sonunda kendi markamı tanıttım ve bugün geldiğimiz noktada ciromuzun  %60’ını oluşturuyor.

Olumlu ve olumsuz taraflarından bahseder misiniz?

Bugün üç şirketin (Christophe Claret, Claret Engineering, Manufacture Claret) tümünün tek hissedarıyım. Durumu gelişene kadar bekleyen markalarla kıyaslandığında, bağımsız olmanın avantajı ile tamamıyla yenilikçi saatler yaratıyorum.

Olumsuz yönü ise; kuşkusuz karşımıza çıkan finansal kısıtlamalar, pazarın ekonomik durumunun gerilimlerinden etkileniyoruz.

Çıkış modeliniz nedir?

 

Erkek saatlerinde en iyi satan X-TREM ve kadın saatlerinde Margot. Maestro’yu SIHH’de tanıttık ve ilgi ile karşılandı.

 

ANTOINE PREZIUSO

Preziuso ailesi, en sempatik saatçilik ailelerinden biri. Karı-koca olarak devam ettirdikleri ustalıkları yıllar önce oğullarının onlara katılması ile daha da güç kazandı.

Antoine Preziuso’nun soyadının anlamı İtalyanca ‘kıymetli’ demek ve 1986 yılından beri kendi adıyla mükemmel çalışmalar yapıyor. Okullu bir saatçi olarak Cenevre Saat Ustalığı okulunda eğitim aldı ve Patek Philippe’in komplikasyon bölümünde çalıştı.  Bu süreç içerisinde kol saati, masa saatlerinin restorasyonlarını yaptı. 80’li yılların sonunda, kendisinden Breguet için dakika tekrarlı özel bir çalışma istendi. Ayrıca, yenilikçi tarzıyla ilk kez meteoriti bir saat içerisinde kullanan kişi oldu. Yetenekleri açısından saat otoriteleri, Preziuso’nun saat ustalığı virtüözü olan Michel Parmigiani ile aynı ligde olduğunu işaret ediyor. Yarattığı sanatsal tourbillonlar ile saatçilik sektörüne mükemmel bir ivme ve vizyon katıyor.

GPHG’den iki ödül kazandılar, ikisi de 2015 yılına ait; Yenilikçi Saat ve Halk Ödülü’ne Tourbillonların Tourbilon’u modeli ile sahip oldular.

Neden ‘Bağımsız Saatçi’ olarak çalışmayı tercih ettiniz?

Öncelikle ‘Bağımsız’ ne demek onu açıklamalıyız. Birçok firma kendisini ortaklık yaptıkları halde bağımsız marka olarak tanımlıyor. Benim için bunun anlamı, tamamıyla özgürlüğü ve hiçbir kısıtlama olmaksızın istediğiniz parçayı, mekanizmayı üretmek ki bu, hayallerinizin gerçeğe dönüşmesini sağlıyor. Hayal ettiğiniz geleceğinize sahibi olmayı başardığınız için, büyük bir tatmin ve mutluluk  duyuyorsunuz.

Bağımsız saatçiliğin olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Kendi kreasyonunuz ve bunları geliştirmek için çok büyük bir özgürlüğünüzün olması, Bağımsız Saat Yapımcısı olmanın en büyük avantajı. Hayal gücünüzün sınırları yok. Kalite kontrolü ve müşterilerinizle yakın olma fırsatı da diğer bir avantajı.

Dezavantajlarına gelirsek, en önemlisinin finansal kaynak olduğunu söyleyebilirim. Gerçekten bizim önceliğimiz üretim ve geliştirme; bu yüzden de reklam ve pazarlama için kendimizi daha sınırlandırıyoruz.

İlk önemli modelinizden bahseder misiniz?

Eski mekanizmalarından esinlenilen, çok komplike olan, tek üretim bazı kreasyonlardan bahsetmek istiyorum. Bu mekanizma diğer komplikasyonlarla modifiye ve/veya adapte edilebiliyor. Gerçekten geçmişin ve çağımızın bir araya geldiği mükemmel bir evlilik ki yüzyılımızın saat ustalarının bilgilerini zamansız bir sanat eserinde sergiliyor.

Benim ilk modelim, dakika tekrarı olan “1991” idi. Mekanik, dakika ve çeyrek tekrar kalibreli model; bir sonsuz takvim, ay fazı, haftanın günleri ve ay göstergesi ile donanımlandırıldı.

Bu model, gururla Poinçon de Geneve mührünü taşıyor. Çarpıcı mekanizmasının kurma sistemi, döner bezeli ve patentli üstün tekniği ile hayat buluyor. Ayrıca, kasanın dönen bezeli tarafından kilitlenen zil sistemi markanın ilk patenti olma özelliğini taşıyor. Bu modelden sonra büyük bir başarı elde ettim ve ilk büyük siparişimi aldım.

 

MANUFACTURE ROYALE – İSVİÇRE LÜKS SAAT YAPIMCILIĞI

Aydınlanma Çağı’nın parlak Fransız filozofu ve özgürlüğün ateşli savunucusu olan Voltaire, diğer yandan da bir girişimci ve iş adamıydı. Pek bilinmeyen bu faaliyeti kapsamında, 1770 yılında

Manufacture Royale’i kurdu. Cenevre civarında bulunan atölyede, başarılı zanaatkârlar tarafından muhteşem saatler hazırlanıyordu. Her yıl 4.000’i aşkın saat üretiliyordu ve bu saatlere Avrupa’nın aristokratları ve taç sahibi kişileri sahip oluyordu. Örneğin, Jean-Antoine Lépine gibi tanınmış saat ustaları tarafından hazırlanan, « Manufacture Royale» imzalı saatler, bugün 18. yüzyıl sonlarının asaletini yeniden hayata geçiriyor. Mekanizmaları, tekrarlar gibi alarm sistemlerini de kapsayan en titiz ve karmaşık yapıları barındırıyor.

2010 yılından itibaren, Manufacture Royale’in adı ayrıcalıklı ve nadide parçalar ile yeniden hayata döndürüldü. Bu parçalar, saat yapımcılığı zanaatına ve kurucusunun gönülden bağlı olduğu düşünce özgürlüğüne bir övgü niteliği taşıyor.

Niçin Bağımsız Saatçiliği tercih ettiniz?

Aile işimiz olduğu için tercih ettik. Bazılarımız grupla çalıştık; bağımsız olmak ayrı bir mücadele ama daha kıymetli. Hiçbir politik ve başka baskılar olmadan kendi vizyonunuzu yaratıp, tasarlayabilirsiniz.  Bağımsız saat yapımcısı olduğunuz zaman yaratıcılığın sınırı yoktur. Ürüne ve son tüketiciye yönelik daha fazla çalışmalar için kararlar hızlı alınır. Müşterilerimiz için doğru fiyatlarda farklı tasarım ve teknik ile yaratılan en iyi ürünümüzü geliştirmek için çalışıyoruz.

Avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Olumlu yönü tüm hareketlerimizden kendimiz sorumluyuz. Bununla birlikte üretim kısmında daha esnek ve proaktifiz. Sizlerin de bildiği gibi 6 yılda kendi üretimimiz olan 8 kalibre geliştirdik. Bir tane de Baselworld 2017’de tanıttık.

Tutku, özveri, komando takımı… Her şeyimizle müşteriye en iyi ürünü sunmak için yaratıma odaklandık. Bu en önemli özellik. Çalışmalarımızın temeli, tedarikçilerimize ve müşterilerimize yönelik. En iyi ve en yenilikçi çözümü bulmak için kendimizle, aynı zamanda da müşterilerimizle rekabet ediyoruz. Çünkü biz kendi ürünümüzü geliştirip üretiyoruz. Diğer yandan, bağımsız saatçiler için bazı durumlar da zor, şöyle ki:

  • Sayılı üretim yaptığımızdan iş ortaklarımız için çok önemli olmuyoruz.
  • Pazarın sesini paylaşmak. Biz çoğu grup markasından daha farklıyız. En iyi ürüne sahip olduğumuz halde müşteriyi ikna etmeliyiz. Yine de fiyatlarımız, ürünlerimizde fark edilebilir bir değişiklik yapmamıza yardım ediyor.
  • Nakit akışı durumları gibi gelişmelerin finanse edilmesi ve ürünün 6 ay gibi süre içerisinde zamanında bitirilmesi.
  • Sektördeki değişikliklerle baş etmek kolay değil. Buna adapte olmak için esneğiz. Büyük gruplar, ürünleri normalize etmek için bağımsızları eziyorlar, yaratıcılığı öldürüyorlar, perakendecilerin motivasyonlarını donduruyorlar. Bizi koruyan tek şey, özgürlüğümüz ve müşterilerin birbirini tekrar eden eski modellerden sıkılmaları. Saatlerimizde ne kadar işçilik var, detayları neler, nasıl bir komplikasyon olduğunu anlamaları için öğretmeye çalışıyoruz.
  • Her geçen gün saat kulüpleri ve blogerlar tarafından daha çok destekleniyoruz.

 

Nefes kesen modeliniz hangisi oldu?

Opera ilk parçaydı. Tourbillon, dakika tekrarı, patentli eko çemberli hareket eden deployant kasalı. Her geçen yıl çeşitli koleksiyonlarımız oldu. Androgyne bizim son flying tourbillonumu. 1770 Haute Voltige  modelinde etkileyici denge çarkı ve ikinci bağımsız zaman alanlı bulunuyor.1960’ların kasasına dönüş son yenilik, regulator, çift tourbillon 1770 Micromegas diğer bir ailemiz. Asla alışılagelmişi yapmıyoruz.

 

KERBEDANZ

Göz alıcı teknikleri ile Swiss Made kalitesini birleştirerek efsaneleri yaşatan bir marka Kerbedanz. Marka,  Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Tigran Kerbedanz’ın adını taşıyor. Felsefesi ise “Güzellik duygusu katmak”. Modellerinin kadranlarında efsaneler, semboller, kültürel ve geçmiş değerlerin inanılmaz bir şekilde işlenmiş hikâyelerini görebiliyoruz. Kişiye özel olarak üretilen modeller ise, tüm üretim-geliştirme aşamalarını ve hikâyesini anlatan “Doğuş” kitabı ile birlikte sunuluyor. Değerli dostumuz Yönetim Direktörü Sn. Kalust Zorik’den bağımsız saatçilikle ilgili sorularımıza yanıt istedik:

 

Neden bağımsız saatçiliği seçtiniz, avantaj ve dezavantajlarından bahseder misiniz?

Kerbedanz’ın çizdiği yolu – kişilerin görüşlerini bir saat üzerinde yaratmayı – “unique creation”lar yapmayı herhangi bir ticari grup yapamaz ya da yapmak istemez. Ticari grup, var olan bir modeli endüstriyel bir görüşle çok sayıda satmayı düşünür. Kerbedanz, unique creation – bir kişi için geliştirilmiş modeli – başkalarına satmaz, çünkü firmamızdaki 4 tasarımcımız yeni çizimler çıkartmak için sınır tanımaz. Aynı zamanda da Kerbedanz bu isteklere cevap verebilmek için -Just in Time – Kanban metotları ile çalışır ve her özel kreasyon tasarımı seçildikten sonra 8 haftada teslim etme imkanını sağlar. Kendi makinalarımız ve sanatkârlarımızla saatin kutusunu, kadranını, “handler”, “crown”ları kendi firmasında yapar ve böylece zaman limitini kontrol altına alır.

Bağımsızlık avantajı:  Kreatif bir yaşamı bize sağlamak, hızlı hareket etmek ve hızlı kararlar almak. Dezavantajı: Firmayı çok dikkatli idare etmek, finansları doğru elde etmek, reklam bütçesi daha zor, piyasaya daha yavaş erişmek.

İlk ses getiren modeliniz hangisi oldu?

Kerbedanz “Gives sense to the beauty” sloganı ile güzelliğe anlam verir. Anlam, insanlık tarihlerinin ve medeniyetlerin sembollerini, alegorilerini, mit ve efsanelerini çalışmakla elde edinilir. Her model kendi doğuş kitabı ile gelir ve saatin bütün anlamını anlatır. Bizim prodüksiyonumuzun %60’ı uniqe kreasyonlardır. Fakat limitli koleksiyon modellerimiz de var; en çok ses getiren modellerimiz safir tourbillon 3 Horses (Üç At) ve kadın modelimiz Tree of Life (Hayat Ağacı)’dır.

 

PIERRE & DEROCHE

Pierre DeRoche markasının kurucusu 4. kuşaktan saat ustası olan Pierre Dubois, yüksek saatçilik konusunda en üst düzeyde ürünler sunuyor. Aile şirketi olan Dubois Depraz’da yıllarca büyük komplikasyonlar geliştirdi. Pierre Dubois, Audemars Piguet’de 14 yıl çalıştıktan sonra kendi şirketini kurmaya karar verdi ve eşi Carole ile hayalinin peşinden giderek 2004 yılında Pierre DeRoche’i saatçilik dünyasına kazandırdı.

Genç marka, yenilikler konusunda çok atılımcı ve teknik ağırlıklı olarak çalışıyor. Mekanizmalarının bazılarında Dubois&Debraz kalibrelere yer veriyor. Sorularımıza yanıtı sevgili Carole Dubois’den aldık:

Niçin Bağımsız Saatçilik?

Bağımsız olmak, kendi seçiminizi ve takip edeceğiniz yolun kararını vermek demektir. Ana akımlara kapılmadan yol almaktır. Bağımsız olmak, büyük markalara oranla çok daha yaratıcı ve yenilikçi olmaktır.

Olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

En olumlu yönü, karar verenin kendisi olmasıdır. Kuralları kırıp, icatlar yapabilirsiniz. Olumsuz tarafı ise, finansal kısmının çok sınırlı olması.  Parayı iki kez harcayamazsınız. Ya pazarlamadan elde ettiğin geliri Ar-Ge’ye harcayacaksın ya da tam tersi. Diğer bir deyişle rakiplerinden daha çok şey yapmalısın. Başka bir dezavantajı ise, dağıtıcılar ve perakendecilerle ilgili. O kapı her zaman zor açılıyor.

En çok ses getiren modeliniz hangisi oldu?

Royal Retro komplikasyonu; 6 adet başa dönüm saniye kolu var ve TNT spor kasaya sahip. Bu kasada, olabilecek en yenilikçi ve eğlenceli tasarımı yakalamaya çalıştık.

 

DE BETHUNE

Denis Flageollet ve David Zanetta tarafından 2002 yılında kuruldu. Flageollet Le Locle’da saatçilik okulu eğitmenlerinden, ailede kuşaktan kuşağa geçen saatçilik kültürü ile büyümüş;  Zanetta ise sanat, tarih ve zaman makinaları danışmanlığı yapan bir uzman. Yakaladıkları mükemmel birliktelik ile çok başarılı parçalar ortaya çıkardılar. GPHG’de onlara ödül getiren hareketli kulakçıkları başta olmak üzere 9 adet patente ve 13 kalibreye sahipler. Sorularımızı markanın Eş Başkanı Denis Flageollet’a yönelttik.

Niçin Bağımsız Saatçi olarak çalışmayı seçtiniz?

De Bethune 2002 yılında kurulduğunda, ürünlerimizi yenilikçi bir estetik ve teknolojik olarak sunmak istedik. Fakat aynı zamanda, geleneksel büyük saat ustalığının saat yapım grupları tarafından var edilmemiş ve anlaşılmamış kısmını da öne çıkarmak istedik. Bu macerayı yaşayabilmek için bağımsız olmaktan başka çaremiz yoktu.

Olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Avantaj olarak, seçme özgürlüğü ve uygulama kısmı diyebilirim. Olumsuz yönü ise, tanınma kısmı. Tüm kapasitemizi yenilik araştırmalarına ayırıyoruz. Saat gruplarının çoğu yoğun bir iletişim içerisindeler.

En etkili modeliniz veya mekanizmanız hangisi?

De Bethune’un mekanizması salınımı yüksek frekansta gerçekleşirken,  yer çekim gücünü merkezde tutan denge yayı ile birleşen devrimci osilatörümüzü icat ettik. Bu icat, De Bethune’a asla ulaşılamayacak bir değer ve enerji kazandırdı. Bazı markalar hala bunu yapmaya çalışıyorlar.

Bilekte maksimum rahatlığı sağlamak için hareketli kulakçıklar yaptık ki bu kulaklar bileğe tam oturmayı kolaylaştırıyor. Bu yenilikçi icat bize 2011 yılında Grand Prix d’Horlogerie de Genève’de Altın İbre’yi kazandırdı.

 

GÜNAY DEMİRBAĞ, köşe yazısı günay

Related Posts

Comments are closed.

« »