Maurice Lacroix Yarının Klasiklerini Yaratıyor

15 Kasım 2013 11:16

Ruhu olan bir marka yaratmak, yaratılan markayı kalıcı kılmak oldukça zor bir uğraş. Ancak Maurice Lacroix yaptığı işlerle bu zorluğun üstesinden başarıyla geldiğini büyük bir güvenle ifade ediyor.  

İsviçre saat sanatında yenilikçi, tutkulu ve iddialı bir isim Maurice Lacroix. Geleneksel saatçilik anlayışına eklediği yenilikçi felsefesiyle yarının klasiklerini yaratan marka, Baselworld 2013’ün dikkat çeken 1isimleri arasındaydı. Marka, Baselworld süresince birçok etkinlik düzenledi. Bu etkinliklerden biri ve belki de en keyiflisi,  basın mensuplarına saat yapımının ayrıntılarının gösterildiği, fabrika ve üretim yerlerine yapılan gezi oldu. Bunu Maurice Lacroix’in yeni modellerinin anlatıldığı sabah kahvaltısı izledi. Ve Basel’in en güzel manzarasına sahip Ramada Otel’in üst katındaki Bar Rouge’da düzenlenen animasyonlu lansman gecesi…

Tüm bu etkinlikler dizisi bize, Maurice Lacroix’in yakaladığı sinerjinin, kendisini ifade biçiminin ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Üretilen her işte bunu görmek mümkün. Görüp gözlemlediklerimizin yanı sıra, markanın özellikle fikri üretimde nasıl yol aldığını ve gelecek planlarını Marka Yönetim Direktörü Marc Gläser’e sorduk.

SAAT DÜNYASI: Öncelikle belirtmek isteriz ki yeni ürünlerinizi tanımak bizler için de oldukça heyecan verici. Yeni modeliniz Masterpiece Seconde Mysterieuse nasıl bir çalışmanın ürünü?  Fikir nasıl ortaya çıktı, en çarpıcı özellikleri nelerdir?

Marc Gläser: Uzun uğraşılar ve çalışmalar sonucu ortaya çıkardık Masterpiece Seconde Mysterieuse’u. Arka planda bu işe emek veren birçok kişi oldu. Gördüğünüz zaman zaten anlıyorsunuz bunu. Benim için üründeki en büyük ve ilginç buluş, ay zaman göstergesi ve dairesel zaman göstergesidir. Ürünün büyük öyküsü işte tam da bu noktada, dairesel zaman göstergesinden lineer zaman göstergesine geçişinde başlıyor. Bu, saat yapımında büyük bir adım, büyük bir değişimdir.

S.D: Uzun zaman almış olmalı hazırlık ve üretim aşaması…

M.G: Epey bir zamanımızı aldı tabii ki. Dünyanın Kopernik ile nasıl değiştiğini hatırlayalım. Kopernik, aklına gelen bir düşünceden yola çıkarak, uzun yıllar süren gözlemler ve çalışmalar sonucunda dünyanın düz değil, yuvarlak olduğunu keşfetti. Biz de Maurice Lacroix olarak dairesel göstergeden yola çıkarak modelimizi geliştirdik, adım adım ilerledik ve 10 yıl süren uzun bir çalışmanın ardından bu yeni ürünü ortaya çıkardık. Sadece 2 yılımız teknik uğraşılarla geçti; “mekanizmayı nasıl yapabiliriz” diyerek çalışmalar yaptık. Bu yüzden bizim için büyük bir iş.

S.D: Çalışanlarınızın yaptıkları işe sevgiyle ve ciddiyetle eğildiklerini gördük. Bunu yakalamak çok da kolay olmasa gerek?

M.G: Haklısınız, pek çok büyük markada bu özellikleri bulamazsınız. Biz bu ruhu yaşatıyoruz. Saygıyla ve severek yapıyoruz işimizi. Bu çalışmaların daha çok kişiye ulaşması için de hedefimiz, her yıl yenilik dolu özel ürünlerle gelebilmek. Bu benim en büyük hedefim ve arzum. Her yıl bu yıl yaptığımız ürün kadar ciddi bir yenilikle gelemeyebiliriz belki. Bu yılki yenilik gerçekten üst seviyede. Buradaki ürünü “selective impulse” adıyla nitelendiriyoruz. Yaptığımız farklılıkların ve saatçiliğe olan sevdamızın güzel bir kanıtı bu ürün.

S.D: Kaç kişi çalıştı bu ürün üzerinde?

M.G: Teknik kısmında 5-6 kişi 2 yıl kadar çalıştı. Tasarımda farklı takımlarla çalışıyoruz, çünkü değişik fikirlere önem veriyoruz. Bu seferki ürün tasarımında direktörümüz, alanında en iyisi olduğu için İtalyan tasarımcı Sandro Ricenelli idi. Özellikle Highend ürünlerimizi yaparken farklı kişilerle çalışırız; değişik fikir ve imkânlardan yararlanırız. Çünkü yapılan yenilikler teknik yeniliklerdir.

S.D: Peki, ürünlerinizde kullandığınız materyali seçerken basıl bir kriteriniz oluyor, nelere dikkat ediyorsunuz?

M.G: Maurice Lacroix, kullandığı ürünleri seçerken bir amacı ya da anlamı olmasına dikkat eder. Örneğin, yeni ürünümüz powerlight, hafif, çizilmez ve dayanıklılık özelliklerini taşıyor. Aynı zamanda istediğimiz rengi elde etmek için uygun ve kaliteli maddeler kullanıyoruz.

S.D: Saat dünyasında yer edinmek, kalıcı olmak oldukça zor bir iş. Siz markanızın piyasada yerini sağlamlaştırabilmesi için nasıl bir strateji planladınız?

Marc Glaser: Özen ve dikkatle yapılıyor saatlerimiz. Sizler de fabrikada gördüğünüz için daha iyi anlıyorsunuzdur. Sadece bugün değil, son 10 yıldır kendi kategorimizde lider firmayız. 5-10 yıl kadar daha devam edecek bu liderliğimiz. Şimdiden önümüzdeki 17-18 yılımızın planlarını yaptık.  Yeniliklerimize her zaman devam edeceğiz. Her yıl bu tarz ürünlerimizle piyasadaki yerimizi alıyoruz. Biliyorsunuz ki teknik buluşlar hemen olmuyor, hatta her geçen sene daha da zorlaşıyor. Çünkü bu tür ürünleri üretmek için en az 2-3 yıl gerekiyor. Ancak biz, her yıl yenilenerek pazara girme hedefindeyiz. Bunu yaparken biraz renklerde, biraz kullandığımız materyallerde, biraz da tasarımda değişiklikler uygulayarak yenileniyoruz. Bizim için önemli olan Maurice Lacroix’dir.

3

S.D: Spor modelinizi bu yıl “extremist sport” adıyla sunmanız bu “yenilenme” stratejisinin ürünü mü?

M.G: Evet, Pontes S Diver ve Pontes S Extreme modelimiz… Biz, spor modeller üreten bir firma olma yolunda ilerliyoruz. Geçmişimize baktığınız zaman modern ürünleri alternatif olarak günlük yaşamın içerisine kattığımızı göreceksiniz. Ciddi bir markayız, yaptığımız her işte ve yenilikte genç bir marka olmak istiyoruz. Ürünlerimizin mükemmel olduğu herkes tarafından biliniyor ve dile getiriliyor.

S.D: Mükemmellik demişken iskelet kadran saat modellerinizden de söz etmemek olmaz sanırım.

M.G: Limitli sayıda iskelet kadran saatler ürettik ve çok popüler oldular. Öyle olunca da devam ettik iskelet saat yapımına. Limitli saat üretimini 10.000 CHF üstü modellerde uyguluyoruz, çünkü satmak kolay değil. 1000 ile 5000 CHF arası olanların satışı daha kolay.

İSKELET SAATLER, Manşet, RÖPORTAJ

Related Posts

Comments are closed.

« »