LINDE WERDELIN İLE “ZAMAN” ÜZERİNE…

14 Kasım 2015 12:45

Linde Werdelin, iki yıllık araştırmanın sonucunda farklı bir mikro karbon fiber kasa yapım tekniği geliştirdi. Sonuç olarak da horoloji dünyasına Octopus ve Spido gibi benzersiz modelleri kazandırdı…

Jorn Werdelin ve Morten Linde ortaklığında kurulan Linde Werdelin’in doğuş hikâyesi, dağcı ve kayakçı olan Jorn Werdelin’in havanın kötü olduğu bir zamanda kayarken uçurumdan düşüp sırtını kırması ile başlıyor. 1996 yılında olan bu kazada Werdelin kayboluyor ve bulunana kadar da çok zor anlar yaşıyor.

2002 yılında ise, eski dostu Morten Linde ile ortak bir fikir geliştiriyorlar: Hem dalış hem de kayak yaparken saatle birlikte kullanılabilecek dijital bir enstrüman tasarlıyorlar. Yüksek donanımlı bu saat analog olarak zamanı gösterirken, spor süresince üzerine eklenen parça ile dijital olarak teknik detaylara ulaşılıyor. Böylece, İsviçre saat ustalığı ile Danish tasarımın ustaca birleştiği Linde Werdelin koleksiyonları çok dikkatlice tasarlanmış modellerden oluşuyor. Ayrıca saatler kolaylıkla tutturulan enstrümanı ile değerli birer dalgıç ve kayak ölçüm aracına çevriliyor.

Firma, yaklaşık iki yıllık araştırmanın sonucunda farklı bir mikro karbon fiber kasa yapım tekniği geliştirdi. Sonuç olarak da horoloji dünyasına Octopus ve Spido gibi benzersiz modelleri kazandırdı.

Linde Werdelin’in merkezi Londra’da. Morten Linde Danimarka’da işlerini yürütürken, Jorn Werdelin İngiltere’nin başkentinde yaşamayı tercih etmiş. Yağmurlu bir günde Pembridge Villaları’ndaki ofislerinde Jorn ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Saatçi bir aile ve saatçi bir DNA’ya sahipsiniz…

Jorn Werdelin: Babam, büyük babam hatta büyük büyük babam saat işindeydi. Saat, mücevher bayileri vardı. Ben büyürken büyük babamın vefat ettiği dönemde büyük annemin birkaç tane mağazası vardı. Kendisinden sonra babam ve amcam işleri devam ettirdi. Babam işlerine daha farklı bir bakış açısı getirdi. Böylece mekanik ve dijital saatler arasında büyüdüm. İlk Timex saatime altı yaşımda sahip oldum. İlk Cartier saatimi ise, 14-15 yaşımda aldım. Benim için büyük bir zevkti.

Gençliğinizde quartz ya da mekanik, hangi tür mekanizmalı saatleri tercih ederdiniz?

J.WAslında saat ile ilgili tüm konular mekanik ile alakalı. In house, komplikasyon, iskelet, 3D vs. 20 yıl önce her şey daha farklıydı. Audemars Piguet, Patek Philippe vs. butiklerde satılırdı ve müşteriler ile saatlerin mekanizmaları hakkında, içerisinde nasıl bir mühendislik olduğuyla ilgili asla saat sohbetleri yapılmazdı, tartışılmazdı. Daha çok güzelliğine bakılırdı. O dönemlerde saat konusunda çıkarılan dergi bile çok azdı, hatta aktüel dergiler de öyle. Mekanik saatler vardı hep ama o zaman müşterilerin çok fazla bilgileri olmadığı için, daha doğrusu bilgilenecek kaynakları olmadığı için mekanizma ile ilgili talepleri olmazdı.

Güzel bir saat, altın, pırlanta, güzel kadran vs. gibi değerlendirmelerle bakılırdı modellere. 70’li ve 80’li yıllarda dijital süreçten geçen saat endüstrisi, günümüzde daha renklendi, daha eğlenceli hale geldi. Çünkü artık her an yaratıcı, yenilikçi modeller ve yeni fikirlerle karşı karşıyayız. Saat dünyasında her şey şimdi çok daha da güzel.

Dijital saat döneminde sık sık model değiştirirdik. Her hafta Hong Kong’dan yeni model gelirdi ve her gelen daha da fazla fonksiyonlu olurdu. Alarmlı saatler, takvim, kronometre, renkli modeller, moda ve hayatın içerisinde ihtiyacımız olan komplikasyonlarla ilgiliydi. “Akıllı Saat”in ne olduğunu ilk kez onlarda gördük. Daha farklı bir kategoride neler yapılabileceğini bu modeller üzerine düşündük. Son 10 yıldır da insanlar daha çok akıllı saatler üzerine konuşur oldular.

Şirketinizin yapısından biraz bahsedelim, şu anda Londra’daki merkezinizdeyiz…

J.WŞirketimizin merkezi Londra’da. Fiziksel olarak saatlerimiz İsviçre’de yapılıyor. Tasarım ise, Danimarka’da şekilleniyor. Şu an 25 ülkede yaklaşık 55 noktada olduğumuzu söyleyebilirim ama bu sayı çok hızlıca artabiliyor. Bu biraz da doğru müşteriye ulaşmakla ilgili.

Yine krizlerle dolu bir yıl geçiriyoruz…

J.WEvet, 2015’in kötü bir yıl olduğunu söyleyebilirim.  Bütün endüstri için zor bir yıldı. 2014’ün krizini de hala hissediyoruz.  Saat endüstrisinde çok fazla satış olmadığı gibi pek çok satış da iptal ediliyor. Birlikte çalıştığımız bayiler de sektörün bu durumundan mutlu değil. Mesela, 2013’de kasa yapımı için sipariş düşünürken altı ay sonrasının siparişlerini rahatlıkla verebiliyorduk. Ama şu anda iki kez düşünmek zorundayız. Çünkü her an siparişlerde değişiklik olabiliyor.

Genel olarak dünya pazarları da aynı durumda ancak bazıları daha da krizin içerisinde…

J.WAbu Dabi pazarı şu anda daha iyi bir nokta bizim için. Evet, Orta Doğu’da bildiğiniz gibi çok problem var. Birçok ülke saat almayı düşünecek durumda değil. Ukrayna pazarı da öyle, Avrupa’nın kuzey kısmı dahi iç sorunlar yaşıyor. İnsanlar endişeli ve saat almaya harcayacak ne zamanları ne de keyifleri var.

Krizler yaşanıyor ama diğer yandan da sektörün güçlü markaları Türkiye’de distribütörleri aradan kaldırarak direkt yapılanmayı tercih ediyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

J.WBüyük markalar için bu doğal bir şey. Her ülke farklı bir para birimi kullanıyordu. Bunu 20 yıl önce düşünemezdiniz çünkü böyle bir iletişimi kuramazdınız. Artık herkes aynı dili konuşuyor, günümüzde her şey daha kolaylaştı. Cenevre ve İstanbul arası sadece birkaç saat. Olması gereken doğal bir gelişme. Böyle bir çalışma için emin olunması gereken çıkış noktası, müşterinin markayı iyi tanıyıp memnun olmasıdır.

Saati sattıktan sonra artık müşteri ve firma arasında bir bağ oluşuyor değil mi?

J.WBu aşama çok önemli, saati sattıktan sonra bizim sorumluluğumuz başlıyor.  Nasıl bir model alınıyor ve nerelerde satılıyor, kim satın alıyor ve neden satın alıyor bunların hepsi önemli.  Bu soruların yanıtları, bizim gelişmemizi sağlayan çıkış noktamız oluyor.

Yılda kaç saat üretiyorsunuz?

J.WHer yıl üretim miktarımız maalesef değişiyor. Bu yıl 600-700 civarında saat sattık. Bir saat firması için en zor şey, kaç tane saat üreteceğini belirlemesidir. Ne çok fazla olmalı ne de çok az.

Hangi pazar sizin için en iyi, en önemli?

J.WDörtte bir Kuzey Amerika, dörtte bir Orta Doğu (bu yıl biraz az), dörtte bir Güney Asya, %10 belki daha az Avrupa ve dünyanın geri kalanı diye orantılayarak sıralayabilirim.

Peki, Çin pazarı?

J.WÇin müşterilerinin saati yeterince kavradığından emin değilim. Onların öncelikle büyük markaları anlamaları ve kullanmaları gerekiyor ki saati anlasınlar. Çin’de şu anda çok büyük bir problem var. Şu anda pazar dolmuş durumda. Maalesef biz henüz bu alanda yokuz.

Sizin gibi özel üretim yapan markaların internet üzerinde daha farklı ve özel çalışmaları oluyor…

J.WTeknolojik gelişmeler özellikle internet, pazarın durumunu gözlemlemede çok önemli. Düşünsenize, eskiden dünyanın bir başka yerindeki pazardan haberdar değildik, gelişmeleri geç öğrenirdik. Ama şimdi her türlü değişikliği anında takip edip, strateji belirleyebiliyoruz. Dijital ve sosyal medya çok önemli, çünkü buralar çok etkili mecralar. Basılı reklam yaptığınızda daha pahalı bir yatırım yapıyorsunuz ve bu maliyeti düzenli olarak devam ettirmek zorunda kalıyorsunuz.

GPHG’de yarışmayı düşünüyor musunuz?

J.WGPHG çok eğlenceli bir yarışma, klasik bir deyimle ‘Saat Oscar’ı gibi. Endüstrinin kendi kendini kutlaması adeta. Şu anda sadece kişisel olarak gidip takip ediyorum. Fakat yarışmaya katılmak gibi bir düşüncemiz yok. Saat konusunda farklı aktivitelere katılmak için de çok yoğunuz, belki gelecekte farklı organizasyonlarda yer alabiliriz. Yaptığınız çalışmanın markanıza neler katabileceği ile ilgili aslında. Bu çıkış noktasından hareketle katılacağımız her aktivitenin markamıza neler getireceğini iyi ölçmeliyiz.

Baselworld’de yeni modellerinizle tanıştık, standınıza ilgi yoğundu…

J.WBaselworld,  yılda bir kez saatle ilgili bütün kişilerin bir araya geldiği bir ortam. Biz daha çok bu süreç içerisinde tanıtıma odaklanıyoruz. Yararlı olduğuna inanıyorum. Tüm dünyadan saat meraklıları, saat profesyonelleri, gazeteciler vs. herkesin orada olduğu eğlenceli bir ortam. Böyle bir ortamda bizim olmamamız büyük bir kayıp olur.

Saat modellerinizde farklılıklar nelerdir?

J.WModellerimiz çok farklı tasarlanıyor.  Normal hayatınızda rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. Eğer dağa ya da denize gidecekseniz enstrüman sayesinde saatinizi kolaylıkla değiştirerek size yaptığınız sporda en iyi yardımcı oluyor,  uyum sağlıyor. Saat değişerek farklı bir boyuta geçiyor. Modelin ana fikri “değişim” üzerine oluşturuldu. Normal hayatta, maratona katıldığında veya dalış sırasında kullanılabilir. Saat, anında farklı bir yapıya bürünüyor. Üst üste koyduğunda bir metamorfoz oluşuyor. Orijinal bir akıllı saat. Bu sadece bizim markamıza ait olan tasarım. Esin kaynağımızı oluşturan iki dünyamız var; biri denizlerin altı, diğeri ise dağlar. Yukarı çıktıkça her şeyin daha hafif olmaması gerekir, bunun için de ona uygun model yarattık. Birçok fonksiyonu tek bir yerde topladık.

SpidoLite ailesine yeni eklenen SpidoLite Titanyum ve SpidoLite Gold modeli, aktif yaşam şartlarına göre tasarlandı. İskelet model, Linde Werdelin’in en hafif saatlerinden ve tırmanmaya çok uygun. 75 adet olarak sınırlı üretildi. İskelet kasa, iskelet 3D olarak tasarladık. Üçgen şeklindeki ‘trigon’ kalıbı, kadranda 3 ve 7 konumundan görülebiliyor.

Diğer dünyamız olan Octopus koleksiyonumuzdaki saatlerimiz de büyük bir hareket avantajına sahip. Yükseklik, pusula gibi özellikler, tırmanırken veya kayak yaparken dağda gerekli olan fonksiyonlar. Dağa tırmanırken tüm dünyadan uzaklaşıyorsunuz. Aynı şekilde tüplü dalışlarda da, derinlik ve derinlikte kalınan süre çok önemli ve çok detaylı bir hesaplama gerekiyor.

Dağcılık ve tırmanma sırasında nasıl hesaplama yapılıyor?

J.WBaramotre tekniğini kullanıyoruz, bunun için de basınca göre çalışıyor. Yukarıya doğru basınç artışını hesaplıyor ve yüksekliği belirliyor. Dağa giderken farklı bir aplikasyon alıyorsunuz. Aslında benzer uygulamalar tabii ki  iPhone’da var ama bataryayı çabuk bitiriyor ve en gerekli olduğu zamanda hiçbir enstrümana ulaşamıyorsunuz.

Yakın bir zamanda yeni bir model tanıtacağız. Bizim modellerimizin ana fikri, her zaman değişimi takip etmek yani, “Değişim devam ediyor”. Gelecek hakkında çok fazla bir şey planlamıyorum. Devrimci değişimler düşünüyoruz ve bunu yaparken de müşterilerimizi mutlu etmek istiyoruz.

Saat pazarında önemli markaları bünyesinde barındıran güçlü firmalar var. Bunun dışında da Linde Werdelin gibi yüksek saatçilik alanında çalışan bağımsız saatçiler var.  Aranızda bir iletişim alışverişi oluyor mu?

J.WBiz, 25 yıl önce bağımsız saatçi olarak çalışmalara başladık.  Yüksek saatçilikte çok az bağımsız saat firması var. Aramızda bir network var. Kendi aramızda deneyimlerimizi paylaşıyoruz.

Bizim gibi markalar çok az sayıda kişi ile 10 – 15 kişilik bir grupla çalışıyor. Daha yakın bir mesai içerisindeyiz. Daha donanımlı olmak zorundayız.  Biz, Cartier gibi firmalardan çok farklı olarak çalışıyoruz. Daha butik ve özel bir çalışma içerisindeyiz. Tabii ki bağımsız olmak çok kolay değil, sizden çok daha zengin olan firmalarla aynı pazarda yer almak zorundasınız.

Linde Werdelin’i en yakın zamanda nerede göreceğiz?

J.W: Ocak ayında, Cenevre’de Four Season’da yer alacağız.

Manşet, RÖPORTAJ

Related Posts

Comments are closed.

« »