HÜZÜNLÜ KENT PRAG’IN ASTRONOMİK ORLOJ SAATİ

13 Nisan 2018 10:00

Şair, memleketten uzak, hasretlerle delik deşik,
Eski kentte duruyordu, meydanlıkta, yapayalnız.
Gotik bir duvar üstünde
Hanuş Ustanın saati on ikiyi vuruyordu.
Güneşli bir güne özlem…

diye anlatmış (26.11.1956) Nazım Hikmet Prag’da geçen günlerini ve Orloj saatini. Şehrin sembolü olmuş saat, etkileyici duruşuyla her gün yüzlerce turisti karşılamakta.  Gotik ve kara taş yapıların arasında parlayan bir yıldız gibi durmakta Orloj saati. Ona dokunan her ustanın emeği, taşlarına, çarklarının arasına gizlenmiş. Hüzünlü kentin, hareketli yüzünü yansıtmakta. Geçmişten gelen duruşu ile umudu ve geleceği hatırlatmakta.

Avrupa’da ilk Astronomik saatlerde orijinal şekillerin kullanılmasına 6. yy’da başlanılmış ve en eski Astronomik saat İtalya-Padua 1344, Strasburg’da 1354 yılında inşa edilmiş.

Orloj Prag saati ise, 1410 yılında saat ustası Mikulas tarafından oluşturulmuş ve Prag Charles Üniversitesi astrolog ve matematik profesörü olan Jan Sindel ile işbirliği yapmış. Hanuş usta ile anılan saatin ustasıyla tanışması ise 1490 yılında gerçekleşmiş. Gönülden severek bağlandığı saatin bazı yerlerini onarmış usta, çalışmasını sağlamış. Saati daha da geliştirmeyi amaçlayarak astronomik kadranın altına, takvim kadranını eklemiş.

Saatin yapılma amacı, Prag’ın 70 km doğusunda bulunan Kutna Hora şehrindeki Kemikli Kilisesi’nin verdiği mesajı desteklemekmiş: ‘Herkes bir gün geldiği yere geri dönecek, yani elbet bir gün toprakla özleşip ölecek’. Kara taş yapıların arasında saatin duruşu sonsuzluğu hatırlatır gibi… Yahudi bölgesine yakınlığı ve tarih içerisinde gerçekleşen onarımlarında bölge din okullarından görülen destekler nedeniyle, ana kadran etrafındaki yazıların İbranice yazıldığı söyleniyor.

Saat üç bölümden oluşuyor. Üst bölümde yürüyen havariler, orta kısımda ana saat kadranı, alt kısmında ise mevsim takvimi bulunuyor. Üst kısımda İsa’nın 12 havarisini simgeleyen kuklalar 19. yy’ da eklenmiş. Hepsi sembolize ettiği şeyi ellerinde tutarak, her saat başı sağda ve solda bulunan iki pencereden geçerek gösteri yapıyorlar. Böylece beklenen gösteri 20 saniyede horozun ötüşü ile biter, çan sesleri yükselir. İlk yapıldığı yıllarda horozun kanat çırptığı da söyleniyor.

Saat kadranının etrafında iki sağda, iki solda olmak üzere dört adet kukla bulunuyor. İlk yapıldığında tahtadan olan bu kuklalar, günümüze kadar gelememiş ve yeniden yapılmış. İnsanlara neleri yapmamaları gerektiğini sembolize ediyorlar. Sol en başta bulunan kukla elindeki aynaya bakarak ‘kibirliliği’, onun yanındaki elinde altın torbası tutan Yahudi ise ‘cimriliği’ simgelemekte. Sağ tarafındaki ölümü, yaşama karşı isteksizliği simgeleyen iskelet bir elindeki kum saati tutarken, diğer eliyle çanın ipini çekmektedir. En sağdaki ise ‘Osmanlı’ diye anılmakta, başını sallayarak elindeki çalgısı ile sefahati ve gece hayatını sembolize etmektedir. Kuklaların verdiği mesaj bütününe bakınca, kendini beğenmiş, cimri, yaşama karşı isteksiz ve sefahat düşkünü olmayın der.

Hanuş ustanın eklediği takvimin etrafındaki heykeller ise sabit ve diğer kuklaların aksine insanlara erdemleri ve yapmaları gerekenleri hatırlatıyor. Burada da dört kukla var. Bilime, adalete, astronomiye ve eğitime verilmesi gereken önemi bizlere fısıldıyorlar. Sol altta tarihçi ve melek, sağ tarafta ise astrolog ve filozof bulunmakta. Saatin bu bölümünde hasat, ekin zamanı ve burçların konumları yer alıyor.

Ana kadran astronomik saati, güneş hareketlerini, gün ve saati göstermekte. Aynı eksen üzerinde dönen üç büyük koaksiyel halkadan oluşmakta. Merkez hareketleri ortak olan mekanizmalar 365,366 ve 379 dişliden meydana gelmişler. Dünya’nın Güneş ve Ay etrafında dönmesiyle yıl hareketlerini belirtiyor. Dış İbranice olan çember yarım hareketlerle sağa ve sola doğru hareket etmekte. Astronomik çember, 360° dönüş sağlamakta. Kadranın yukarısındaki mavi bölge gökyüzünü, merkezinde yer alan mavi daire ise Dünya’yı gösteriyor. İç kadrandaki kırmızı alanlar, şafak ve alacakaranlık vakitlerini belirtiyor.

Günümüze kadar birçok kez onarım ve tamir görmüş saattin, ilk yapıldığı dönemdeki havariler ve dış heykeller tahtadanmış. Korozyon ve geçirdiği büyük savaşların etkisiyle tamamına yakını harap olmuş. Yıllarca çalışmamış. Onarımlardan sonra arada bir de olsa kısa süreli aksaklıklar yaşamakta. En kapsamlı onarım Ekim 1922 ve Haziran 1994 yılında yapılmış. Yaldızlı kısımlar tekrar inşa edilmiş, korozyonları onarılmış, havarilerin renkleri yeniden ortaya çıkarılmış.

ORLOJ SAATİ İLE İLGİLİ EFSANELER

En yaygın olarak bilinen, saatin Prag Charles Üniversitesi Prof. Hanuş usta tarafından yapıldığı ve dünyada büyük ilgi gördüğü söylentisidir. Dünyanın dört bir yanından sadece saati görmeye gelen insanlara ve Hanuş ustanın kendisinden daha fazla ünlü olmasına sinirlenen Kral, ustanın başka bir yere de aynı saatten yapmasını engellemek amacı ile gözlerine mil çektirmiş. Kör olan Hanuş usta ise intikamını almak için kendini, yaptığı saatin mekanizması içerisine bırakarak intihar etmiş. Amacı saatin bir daha çalışmasına engel olmakmış. Hanuş ustanın ölümünden sonra saat 50 yıl kadar tamir edilememiş.

Orloj ile ilgili olan diğer bir inanış ise, saat Çek halkının hayatını simgelemekte ve eğer saat durursa başlarına hep kötülüklerin geleceğine inanmaktadırlar. Bu yüzden de tarih içerisinde mümkün olduğunca saati çalışır durumda tutmak için çaba göstermişler.

 

 

 

Manşet, SAAT

Related Posts

Comments are closed.

« »