Dağ Yamaçlarından Pistlere Uzanan Başarı: Çiçek Güney

31 Ağustos 2013 14:27

 “Sürekli bir şeyler yapmak istiyorum. Bunu bir tik fazla kazanayım diye değil, yaptığım işi sevdiğim için istiyorum.”

“Sürekli bir şeyler yapmak istiyorum. Bunu bir tik fazla kazanayım diye değil, yaptığım işi sevdiğim için istiyorum.”Sporcu kimliğiyle tanıdığımız genç ve güzel bir kadın Çiçek Güney. Eğitim hayatı oldukça başarılı geçmiş. Dört dil biliyor. Her ne kadar eğitimini iktisat ve siyaset bilimi üzerine tamamlamış olsa da kariyer basamaklarını katıldığı spor müsabakalarındaki başarılarıyla bir bir yükseltti. 12 yaşında amatörce başladığı snowboardda bugün üst üste şampiyonluklar elde ediyor. 10 kez Türkiye şampiyonu oldu. Uluslararası alanda da dereceleri bulunuyor. Kendisi aynı zamanda milli sporcumuz. Başarısı snowboardla sınırlı değil tabii ki. O aynı zamanda yetenekli bir co-pilot. Görevi direksiyon başındaki pilotun sağ koltuğunda oturarak ona yolu okumak, iniş ve çıkışları, virajları saliseler öncesinden bildirmek. Bir nevi ralli otomobilinin gözü, pilotun başarı ortağı oluyor. Ancak o artık yola co-pilot olarak değil pilot olarak devam etmek istiyor. “Her zaman pistte yarışmayı istedim. Hayat beni bir şekilde ralliye çevirdi ama şimdi hayallerime geri dönüyorum sanırım.” diyor. Tüm bunlara ek olarak geçtiğimiz aylarda farklı bir sektörde gördük onu. Distribütörlüğünü aldığı Fransız kozmetik markası Aura Chake’i Mart ayında Türkiye’ye taşıdı, tanıtımını yaptı. Sporda olduğu kadar ticarette de iddialı olduğunu gösterdi bize. Şu sözleri aslında onu özetliyor gibi, “Sürekli bir şeyler yapmak istiyorum. Bunu bir tik daha kazanayım diye yapmıyorum. Bu değil beni mutlu eden; ben yaptığım işi seviyorum. İyi yaptığım sürece de bunu devam ettirmek istiyorum.” Çiçek Güney ile sporu, başarılarını ve kozmetik sektörüne adım atarak başlattığı iş kadınlığını konuştuk.

Sporla iç içe olmanıza rağmen üniversite eğitiminizi farklı alanlarda almışsınız; siyaset bilimi ve iktisat. Neden spor üzerine değil de ekonomi ve siyaset üzerine tamamladınız eğitiminizi?

Evet, iktisat ve işletmeye devam etmem gerekiyordu belki. İktisadı fazlasıyla severek okudum. Ancak bence üniversite eğitimi, hayatın geri kalanında her zaman işinize yarayacak ve vizyonunuzu genişletecek derecede çok önemli.  Snowboard ve rallide başarılı olmamda aldığım eğitimin çok etkisi oldu. Hem ilişkilerimde hem de geliştirdiğim bağlantılarımda üniversite eğitimimden yararlandım diyebilirim. Sanırım özlemiş olmalıyım ki, şimdilerde okuduğum alanla ilgili bir şeyler yapmaya başladım. Tabi bunun beraberinde sporu da götürebiliyorsanız çok güzel doğrusu ancak bu genelde çok da kolay olmuyor. Ciddi anlamda bir zaman harcamanız gerekiyor.

Bu şampiyonada Türkiye’yi temsil eden tek kadın olarak ben yer alacağım. Snowboardda oldukça başarılı bir sporcusunuz. Daha sonra sizi ralli yarışlarında görür olduk. Snowboarddan ralliye geçişiniz nasıl oldu?

Evet, snowboardda Türkiye’de ve uluslar arası yapılan yarışlarda derecelerim var. Daha sonra ralli hayatıma girdi. Burcu Çetinkaya ile snowboarddan dolayı önceden bir arkadaşlığımız vardı zaten. 6 sene kadar önceydi; kendi aramızda sohbet ederken, Burcu bana co-pilotu olmam yönünde bir istekte bulundu. Ben ise, beraber yarışabileceğimizi ancak co-pilot olmak istemediğimi söyledim kendisine. Bu sene artık pilot olarak yarışmak istiyorum. Hayatımda değişiklikler oldu bu yıl. En büyüğü de kozmetik sektörüne adım atmış olmamdır. Bununla birlikte dünyada koşulan bir kupa var, Lotus Ladies Cup. 20 bayan arasında, dünyanın farklı yerlerinde koşuluyor. Bu şampiyonada Türkiye’yi temsil eden tek kadın olarak ben yer alacağım.

“Hayatımda değişiklikler oldu bu yıl. En büyüğü de kozmetik sektörüne adım atmış olmam.”

Peki, co-pilot olarak sağ koltukta oturmak, pilotun adeta “gözü” olmak nasıl bir duygu?

Otomobilin beynidir co -pilot. Her şeyi siz düşünüyorsunuz; bütün idari ve teknik kontroller, yarışın bütün işleyişi, dakika hesaplamaları… 40 km boyunca durmaksızın yolu tarif ediyorsunuz. Kolay değil, çok ciddi konsantrasyon gerektiren bir iş. Otomobilin içine girdiğim zaman o sırada sadece yarışa yoğunlaşıyor ve dış etkenlere karşı tamamen kendimi kapatıyorum.

Bu tür branşlara baktığımızda kadın sporcu sayısının az olduğunu görüyoruz. Spora ilgi olmadığı için mi yoksa başka nedenlerden ötürü mü yoğun bir katılım söz konusu değil?

Bu işe vakit ayırmanız, emek sarf etmeniz ve başlangıçta özellikle kendinizin belirli bir sermaye koyması gerekiyor. Sponsorluklar Türkiye’de maalesef daha geç işlemeye başlıyor. Başlangıç kısmında sponsorluğunuzu kendinizin yapıyor olması gerekiyor. Rallide de ilk üç sene kendi cebimizden harcadık. Daha sonraki sponsorluklar ise ancak yarışların maliyetini karşılamaya yetti.

Bizim ülkemizde snowboard, her hafta sonu dağa gitmekle sınırlı. Ancak yurtdışındaki sporcular böyle değil; neredeyse yılın 360 gününü dağda, kar üzerinde antrenman yaparak geçiriyorlar. Zaten bunu sağlamadığınız takdirde dünya sporcusu olmanız mümkün değil. Önümüzdeki sene olimpiyatlarda bu eksiği daha fazla hissedeceğiz.

Zaman bu tür yarışlarda çok önemli ve birçok saat markası da yarışlarda sponsorluk görevi üstleniyor, siz bu anlamında bir saat firmasıyla çalıştınız mı?

Saat sponsorumuz hiç olmadı. Belki de bu yazıyı okuduktan sonra olabilirler.(gülüyor).  Dünyada birçok marka kendilerine ya bir sporcuyu ya da bir oyuncuyu marka yüzü olarak seçiyor. Türkiye’de ise bu durum daha çok oyunculara odaklanmış durumda ki bu bile çok gelişmiş değil. Birçok dünya şampiyonu şu an marka yüzü. Bizler sadece Türkiye’de değil yurt dışında da yarıştığımız için, hatta dünyada daha çok tanınmamızdan dolayı, markalar için de uygun bir alan olabilir diye düşünüyorum. Belki sizin vasıtanızla bu gerçekleşir.

Çiçek Güney

“Saatin sonsuz bir beğeniye sahip olması gerektiğine inanıyorum”

Hangi marka saatleri kullanıyorsunuz? Saat seçiminde özellikle dikkat ettiğiniz bir yön var mı; markası, tasarımı, fonksiyonelliği?

Yarışlarda çift saat kullanıyorum; biri normal saat, diğeri ise kronometre. Casıo’nun kronometresi kullandıklarım arasında. Puma’nın saatlerini de kullanıyorum. Ancak günlük hayatımda farklı modeller seviyorum. Mesela şu an Rolex’i kullanıyorum. Senelerdir kullandığım bir saat ve çok da seviyorum. Dünyada sayılı adette üretilmiş özel üretim bir saatim daha var. Saat, tıpkı mücevher gibi, ciddi anlamda kadınların vazgeçilmezi. Ben de takıp takıştırmayı seven biri olduğum için her ikisine de gerçekten çok düşkünüm.

Gündelik yaşamda kullandığım saatlerde işlevsellik aramıyorum; saati ve tarihi göstermesi yeterli. Önemli olan estetik duruşu ve gözüme hoş görünmesi. Şuna da çok dikkat ediyorum; bir saate yatırım yapıyorsam, bu saatin 3 ay sonra modasının geçecek türde bir saat olmasını istemem. Uzun yıllar, sıkılmadan kullanabileceğim bir saat olsun isterim. Şu an bende var olan saatlerin hepsi de bu özellikte. Kolumdaki saati – annemin doğum günü hediyesi –  neredeyse 10 senedir severek kullanıyorum.

Saat konusunda biraz tutucuyum, her markayı kullanmıyorum. Saatin “saat markası” olmasını istiyorum ve sonsuz bir beğeniye sahip olması gerektiğine inanıyorum. Rolex, Bulgari, Piaget, Chopard ve Polar’ın fitness saatlerini kullanıyorum.

Aynı şekilde mücevherde de sıkılmayacağım ve kalıcı türde olan modelleri tercih ediyorum. Uzun süre kullanmak için klasik parçaları seçiyorum. Kafkas, Bee Goddess, Sait Koç, Chopard kullandığım markalar arasında.

Sporcu kişiliğinizin dışında farklı alanlarda da görüyoruz sizi. Geçtiğimiz günlerde Aura Chake kozmetik markasının Türkiye’ye gelmesine öncülük ettiniz. Kozmetik sektörüne girme fikri nasıl doğdu, neden Aura Chake? 

Çünkü artık sporda yapabildiklerimi yaptım sanırım. Snowboardda Sigi markasının Türkiye distribütörlüğünü yapıyoruz. Ancak ben biraz da kadın olmanın verdiği bir istekle, daha keyif alabileceğim, seveceğim ve aynı zamanda da bunu bir iş haline getirebileceğim bir şeyler arıyordum. Fransız Aura Chake markası beğenerek kullandığım bir markaydı. Dünyanın lüks otellerinde bulunan çok elit bir marka.  Bu konuda Demsa ile beraber çalışıyoruz, Demsa’nın olduğu noktalardayız daha doğrusu. Türkiye’nin en ileri gelen sıpa merkezlerinde yer almak istiyoruz. Bununla beraber belki başka distribütörlükler de gelebilir.

RÖPORTAJ

Related Posts

Comments are closed.

« »