SAAT USTALIĞININ ÇAĞDAŞ DEĞERİ: FABERGE

18 Eylül 2015 11:36

Büyüleyici mücevherlerin yaratıcısı Faberge’in son yıllarda saat koleksiyonu üretimine başlaması üzerine, Londra’da markanın Saat Bölümü Müdürü Aurélie Picaud ile yenilikler ve saatler üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Seçkin mücevheri, üstelik sanat şekline gelmiş değerli parçaları sevenlerin vazgeçilmezi olan Faberge, saat modellerinin lansmanlarına başladığı günden itibaren meraklı takibimiz altındaydı. Kadranda yarattığı farklılıklar, özellikle yüksek mücevhercilik konusunda yarattığı saatler tamamıyla bir şaheser olarak nitelendirilebilir. Baselworld’de markanın PR Müdürü Alizé Wilkinson ile yaptığımız rutin görüşmelerimizde yenilikler hakkında her yıl bilgi alıyorduk. Londra’da olduğumuz dönemde, buradaki temsilcimizle birlikte Faberge’in Saat Bölüm Müdürü ile tanışmak istedik.

Londra’da Jermyn Street’de olan firma merkezine giderken birbirinden güzel haute couter ürünlere sahip küçük ve ‘kendinden emin’ butiklerin arasından geçmek ayrıca keyifliydi.  ‘Kendinden emin’ demeyi seviyorum çünkü yılların kazandırdığı kaliteye ve ürününe güven anlayışı sanki vitrinlerinden taşıyor gibiydi. Maalesef bu duyguyu ülkemizde çok az yaşıyorum.

Faberge’in Saat Bölümü’nün kurucusu ve yönlendiricisi olan Aurélie Picaud ile güzel bir Londra sabahında kahve eşliğinde gerçekleştirdiğimiz sohbette emeğini doğru kullanan, DNA’sını iyi tanıyan bir markanın neler yaratabileceğini görmüş olduk.

Saat Dünyası: Kendinizden bahsederek başlayalım sohbetimize, okurlarımız için saatçilik geçmişinizi anlatır mısınız?

Aurélie Picaud: Saatçiliğe 10 yıl önce İsviçre’de Swatch Grup’da başladım.  Saatin her segmentinde çalıştım. Fransa’da mekanik üzerine eğitim aldım. Lüks ilgimi çekiyordu ancak saatte nasıl işlendiğini bilmiyordum. Swatch benim için çok önemli bir okul oldu ve orada çok şey öğrendim. Birçok önemli marka ile çalıştım. Omega’da Tasarım Geliştirme bölümünde yer aldım. Omega ve Swatch’un tüm tedarikçileri ile çalıştım. Gayet organize ve iyi çalışan firmalar oldukları için bana çok fazla şey kattılar. Daha sonra Audemars Piguet’e geçtim. Burada, üretimin ilk fikir aşamasından tutun da pazara sunulmasına kadar geçen süreçteki tüm sorumluluk bana aitti. Tüm birimlerle birlikte çalışma sorumluluğuna sahiptim.  Bu çalışmalar bana inanılmaz deneyimler kazandırdı. Özellikle de en iyi saatin nasıl üretileceğini öğretti. Saat sektöründe öğrendiğim deneyimlerimi en yüksek noktaya taşıdım burada.

Faberge, hayal ettiğim bir işti. 2013 yılı kasım ayında Faberge’de çalışmaya başladım. Burada benden yeni bir saatin yaratılması istendi. Tabii bu, dikkatli olunması gereken bir yaratım süreciydi. Faberge’in lezzetli olan standardını yani DNA’sını koruma fikri ile yola çıktık.

Erkek saati koleksiyonunuzdan bahseder misiniz?

Erkekler için özel ve limitli edisyonda çalıştık. Çünkü kadın modellerini hazırlamak çok fazla zamanımızı almıştı. 15’er parçadan oluşan iki ayrı sınırlı edisyon hazırladık. Flying tourbillon komplikasyonunu kullandık.  Böyle bir saatte dekorasyondan mekanizmaya kadar her zaman yeni bir şeyler görebilirsiniz. Çok hafif ve arkasında çok güzel bir deseni var. Tabii ki farklı bir filozofik yapı da barındırıyor. 44 mm boyutundaki kasa, sade bir görünüme sahip. Farklı materyallerle çalıştık. İlk limitli edisyonumuzda pembe altın, siyah titanyum; ikincisinde ise, platin ve mavi titanyum kullandık.

Faberge saat modellerimizi üretirken Audemars Piguet gibi üst düzey saat yapımcıları ve usta isimlerle çalıştık. En iyisini yaratabilmek için,  en iyileri ile enerjimizi birleştirmeyi tercih ettik. Özellikle erkek komplikasyonları üzerine çok usta isimlerle iş birlikteliği gerçekleştirdik. Gelecek yıl erkek koleksiyonuna daha da ağırlık vererek farklı komplikasyonlar üzerinde çalışacağız.

Kadınlar için tasarladığınız Summer in Provence modelini anlatır mısınız, hazırlık aşaması ne kadar sürdü? 

Faberge,  en yeni yüksek mücevhercilik seviyesine hitap eden bir marka. 2015 yılı için özellikle kadın koleksiyonumuza odaklandık. 2014 yılında Summer in Provence modelinin çalışmalarına başladık,  2015 Baselworld’de de tanıtımını yaptık. Tüm çalışmalar, yaklaşık 14-15 ay kadar sürdü. Eylül ayından itibaren pazara sunulacak. Mücevher- saat olan Summer in Provence, tasarımında sanatsala yönelik çalışmayı gerektiren bir yüksek mücevhercilik koleksiyonu oldu. Değerli ve sert taşlar mikro-heykel işçiliği ile şekillendirildi. İlk kez quartz mekanizma kullanmadan saat yaratma fikri ile yola çıktık. Üst düzey otomatik saat ustalığı, mekanizma ve tasarım arasında bir yaklaşım kurmaya çalıştık. Kendinden kurum mekanik mekanizmaya sahip bir model ortaya çıkarıldı. Mineli yaz çiçekleri, mavi lake kurdeleler, pırlantalar değişik tipte taşların birlikte oluşturduğu uyum bu modeli en üst düzeye taşıdı. Şiirsel renkler ve şekiller oluşturuldu.  Böylece en iyi saat tasarımını oluşturduk. Bir şey vardı ki bu çok zordu; bilezikte yer alan mineli çiçeklerin, kadranın üzerine camın altından taşınması zor bir işlemdi. Kadranın ortasına kadar devam eden bu çiçeklerle yekpare bir sanat eserini ortaya çıkarttık. Özellikle tasarım ve mekanik gibi farklı alanlarda çalışan değerli sanatçıları bir araya getirmek zor olduğu kadar uzun soluklu da bir işti. Tasarımla başlayan iş birlikteliğimiz üretim sürecinde de devam etti. Kayışın ve kadranın bir araya getirilmesi hep birlikte koordine edilmesini gerektiren zorlu bir süreçti. Summer in Provence mücevherli saatin yeni bir vizyonu oldu.

Faberge’de her parça özel bir tasarım ile oluşturuluyor. Modeli yaratma sürecinde tüm ayrıntılarda bu özelliği gözettik. Summer in Provence;  turkuaz, multi colour ve beyaz renkte olmak üzere üç adet ve her birinden 5’er adet sınırlı olarak yapıldı.  Özellikle multi colour, Faberge’in tün renklerini içeriyor. Beyaz olan daha çok pırlantalardan oluşuyor. Ayrıca bu eşsiz modeller Faberge sevenler için, kolye,  küpe ve yüzükleri ile de takım olarak üretildi. Her bir parça en nadide taş ve mücevherlere sahip.

Saat modelini oluştururken arkasındaki esin kaynağınız ne oldu?

Faberge’in kendi üstün değerleri ve DNA’sı, saat modellerini hazırlamada esin kaynağımız oldu. Markamız çok üst düzey insanlara hitap ediyor, bu yüzden müşterilerimizin isteklerine karşılık verebilecek kadar usta insanlarla çalışarak her parçası değerli olan modeller yaratıyoruz. Kullanılan malzemeler, renkler, seçilen taşlar çok önemli ve değerli.

Mücevher ve saat olarak iki ayrı takım oluşturuldu. Summer in Provence modeli, özellikle mücevhercilerimiz tarafından tasarlandı. Mekanizmalar ise, farklı bir takım tarafından oluşturuldu. Her ikisi de ortak çalışarak bir bütünü meydana getiriyorlar.

Faberge’in her zaman için çok yetenekli tasarımcıları oldu. Bir şey üretirken ilk sorulan soru, “Nasıl bir mükemmellikte olsun ki geleceğe miras kalabilsin? ”. Özellikle bu bizim için önemli bir kuraldır ve çalışmalarımızı bu mantıkla geliştiririz.

Saat modellerinizi nasıl ürettiniz, kendi atölyeniz var mı?

Her projede farklı kişilerle, dünya saat ustaları ile birlikte çalıştık. Bu yüksek saatçilik atölyeleri Cenevre’de bulunuyor; mekanizmaları ise, saat üreticilerinden alıyoruz.  Modelleri incelediğinizde ne kadar ayrıcalıklı bir el işçiliği ve özenle yaratıldığını rahatlıkla fark edebiliyorsunuz. Her parçada özel bir çaba bulunuyor.

Faberge’in efsanevi yumurta şeklinden esinlenilen bombeli cam, tüm saat modellerinde uygulandı. Klasik Faberge geleneği böylece çağdaş bir dokunuşa dönüştürülmüş oldu. Sonuç olarak, tüm tasarımlar özel ve ayrıcalıklı olması ile Faberge’in değerini ortaya koyuyor. Çünkü Faberge, her zaman imtiyazlı parçalar üretiyor.

Faberge sürprizleri olan bir marka, saatte bunu nasıl başardınız?

Faberge’in saatlerinde yüksek mücevhercilik ve yüksek saatçilik ürünü mekanizmalar yer aldı. Sanatsal tasarım, saatin içerisine kadar işlendiği için çok özel bir çalışma ortaya çıkıyor. Saat üzerinde yapılan her şey bugüne kadar kullanılan Faberge teknikleri ile üretildi.

Peki, patentleriniz var mı?

Şimdiye kadar bilinen tüm saat üretimlerinin dışında yeni bir şeyler üretmek için çok fazla çalıştık. Çünkü saat ve mücevheri bir araya getirdik. İki tane patent alındı. Yeni bir koleksiyonu ortaya çıkartmayı düşünürken, kadın saatlerindeki komplikasyonlar Faberge’i göstermek ve sunmak zorundaydı.

Cenevre’de saat ustaları için irtibata geçtik. Örneğin; Van Cleef & Arpels ile çalıştık, saatçiliğin önemli ailelerinden Argenhor ile bir araya geldik. Saatin özelliğine özellik katarak sürpriz bir model yarattılar. En çağdaş yöntemlerle sanatlarını yansıttılar. Amacımız, saate özel bir Faberge mekanizması kazandırmaktı.

Lady Copliquee modelimizde 1908’de üretilen Peacock Egg’den esinlendik. Agenhor’dan Jean-Marc Wiederrecht ile güzel bir çalışma yaptık. Mine ve el işlemelerini Faberge yumurtasının ruhundan aldık ama mekanizma tamamen çağdaş bir tasarımın ürünü oldu. Her saat başı retrograde özelliği ile kadranda yer alan saati gösteren tavus kuşunun tüyleri geri dönüyor. Böylece her bir saatte Faberge yumurtası gibi sürpriz yaratıyor. Bu da kullanan kişi için zamanı daha çok eğlenceli hale getiriyor. Patent, bu modelin ibresi için alındı. Farklı hızlar kullanılarak ibrenin farklı şekilde kullanılması yaratıldı. Modelin tamamı beyaz altın ve el oyması. Bombeli safir camı bulunuyor. Kasa ölçüsü ise 38 mm. Diğer patentler balans çarkı ve eşapman için alındı. Arka kısma baktığınızda tipik bir Faberge dekorasyonu görürsünüz, keza yazıları da Faberge formatında yazıldı.

Biliyorsunuz saatçilikte markaların yer aldığı segmentler var. Siz kendinizi hangi markaların arasında görüyorsunuz?

En üst düzey saatçilik arasındayız. Patek Philippe, Vacheron Constantin, Audemars Piguet bizim rakiplerimiz. Bu yüzden de daha mükemmele ulaşmak için en iyi saatçilerle çalışmak zorundayız.

Tekniğinizi seven ve takip eden çok özel müşterileriniz var. Eğer onlardan daha farklı bir tasarım isteği gelirse özel bir üretim yapar mısınız?

Özellikle mücevherde müşterilerimizin isteklerine göre çalışıyoruz. Saatte farklı renklerde seçenekler sunuyoruz ancak daha farklı bir istek olursa, neden olmasın…

Dünya genelinde kaç adet saat satış noktanız var ve bunların arasındaki en iyi pazar sizce hangisidir?

2015 temmuz ayına kadar, bütün koleksiyonlar dahil olmak üzere 400’ün üstünde saat ürettik. Limitli saatlerin satışını yapan 15 satış noktamız var. Çoğunluğu da saat koleksiyonlarımızı satıyor. Ortadoğu kesinlikle iyi bir pazar bizim için.  Doha, Dubai, Abu Dabi ve Riyad, Faberge ürünleri için çok güçlü pazarlar. O bölgelerde markayı ve markanın ürünlerini çok seven bir gruba sahibiz.  Londra da bizim için güçlü bir pazar niteliğinde. New York ise, özellikle turist alımları konusunda oldukça önemli. Amerika için de birkaç tane satış ağı açmak istiyoruz.

Türkiye’de satış noktası oluşturmayı düşünüyor musunuz?

Şu an için Türkiye’de satış noktamız yok. Özellikle perakende satış noktaları ile büyümeye çalışıyoruz. Avrupa, Amerika, Ortadoğu önemli satış noktalarımız arasında yer alıyor. Önümüzdeki iki yıl içerisinde kendimize doğru bir partner bulabilirsek Türkiye ile çalışmayı çok isteriz.

Yeni modelleriniz nerelerde satılacak?

Summer in Provence, limitli edisyon olduğu için London, New York ve Cenevre’deki Faberge butiklerinde sunulacak. Müşterilerimizin çoğu uluslararası alanda gezen kişiler. Bu yüzden rahatlıkla gelip Londra’dan da satın alabiliyorlar. Tabii dünya genelinde başka müşterilerimiz de bulunuyor, onlar da isterlerse ürünler kendilerine gönderilebilir.

Cenevre’de her yıl saat oscarları niteliğinde düzenlenen GPHG isimli bir yarışma var biliyorsunuz. Özel ürünlerinizle buraya katılmayı düşünüyor musunuz?

Evet, bu yıl GPHG’ye katılmayı düşünüyoruz. Mücevherli kadın saati kategorisinde Peacock modelimizle, tourbillon kategorisinde ise erkek saatimizle katılacağız. Bu konuda biz de çok heyecanlıyız.

Manşet, RÖPORTAJ

Related Posts

Comments are closed.

« »